Rizeli Gazeteci Diyor Ki: Bu Utancı Kim Üstlenecek ?

Önce 'Kamu'yu, sonra 'Yarar'ı, yani faydayı öğrenmeli… Öyle kıyıdan köşeden değil ha, direkt 'Mülkiye'den!..

Rizeli Gazeteci Diyor Ki: Bu Utancı Kim Üstlenecek ?
Rizeli Gazeteci Diyor Ki: Bu Utancı Kim Üstlenecek ? Mustafa ÖZYANIK

Kamu Kime Yarar!

Önce 'Kamu'yu, sonra 'Yarar'ı, yani faydayı öğrenmeli… Öyle kıyıdan köşeden değil ha, direkt 'Mülkiye'den!..

Mesela, 'kamu'nun sözlük anlamı, 'sıfat' olarak, 'hep, herkes, bütün' yükleminde... Genele bakınca, 'bir ülke halkının tümü, halk' anlamında…

Resmiyete baktığımızda ise, 'devleti yönetme işi' anlamında... Veyahut ta, bilimsel mana ararsak, 'devletin yönetim etkinliklerinin yararlı ve verimli olarak düzenlenmesini konu alan bilim dalı' olarak manalandırabilinir!

Ne olacak şimdi? Kamu kararını vermiş, kendi idarecisini seçmiş! Seçilenler de kararını vermiş ama 'iktidari statüko' zapturapt koymuş! Aha da demliokrasi!

Daha aradan bir sene geçmeden, kafalarındaki 'başkanlık' denen sistemin 'başarısız' olduğunu ve daha doğrusu 'başaramadıklarını' ifade etmelerine karşın Cumhurbaşkanı, kendisine yardımcı pozisyonunda kadrolar oluşturmanın altyapısını yapmaya başladı…

Düzenlemede ilginç noktalar var da peki öyle olursa ne olur?..

Artık, 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' tamamen ortadan kaldırmanın son adımları atılır… Yetmez, TBMM'yi itibarsızlaştırmak için tüm hamleler yapılır! Cumhurbaşkanının,1'i baş ve Vekil olmak üzere 3 yardımcı düzenlemesi yapması bunun temelidir. Mesela, Başyardımcı ve Cumhurbaşkanı Vekilliği için Binali Yıldırım adı geçiyormuş!

Peki diğer bir Yardımcılık için de, kendi deyimiyle 'Rodos göçmeni ve anadili Rumca' olan 'ağabey' Bülent Arınç adı da geçiyormuş! Ne oldu şimdi? Maaştan geçti mi 'edepsizlik' vurgusu?

Anımsar mısınız… Parlamenter Demokratik sistemde Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanı vekalet ederdi! Bu durumda bu da tarihe gömülürken, TBMM'de bulunan Milletin vekilleri de 657'den az hallice hale gelmiyor mu?

Hele ki Bakanlar vs için de çifte maaş işi halloldu mu daha ne olsun! Kandırıkçı Fetö, gene kandırıyor!

Bakın, bu 'çifte maaş işi' öyle basite alınacak bir şey değil ha! Anayasa Mahkemesi, bakanlar ve vekillere çift maaş ayrıcalığını savunurken kullanılan, "Eşitlik ilkesi herkesin eşit olacağı anlamına gelmez" ifadesi çok tehlikeli ve risklidir! Bu ifade, sadece hukukun siyasi yönünü değil toplumsal eşitliği de tehlikeye atar!.. Ateş baruta gittikçe yaklaşmakta ha, haberiniz olsun!

Tam da bu arada, Bursa'nın, emperyalizme karşı kazanılmış '30 Ağustos Zaferini' içine sindiremeyen belediye başkanının 'zırvalıkları' gündemden düşmemişken; daha da vahimi Fındıklı'da yaşandı…

Fındıklı Belediye Meclisi aldığı kararla, 'Millet Bahçesi' adı verilen parkın adını '100.Yıl Atatürk Parkı' ve 'Millet Kıraathanesi' verilmiş kültür merkezinin adını da 'Kazım Koyuncu Kültür ve Sanat Evi' olarak değiştirdi!..

Değiştirdi de ne oldu? Çağdaş, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti'nin Kaymakamı olması beklenen ancak 'parti devleti statükosunun mülki amiri' konumuna getirilen makam, bu değişikliklerde 'kamu yararı görülmediğine' hükmetti!

Düşünsenize, kendi kurduğunuz ülkede kamuya yararlı değilsiniz! Kendi memleketinizde türküleriniz çalınıyor ama adınızın kamuya yararı yok!

Kim, kime yarar? Odun yarar!

Eee… Orası öyle de başka yok mu? Bakın mesela, İzmir Torbalı'nın CHP’li başkanı, oğlunu belediye şirketine yönetici yaptı ve 'Güvenebileceğim kimse yoktu…' Diye de savundu! Tipik sağ DP politika ve savunması, hatta AKP!

Oy veren onca insan ona nasıl güvenebildi acaba? Sosyal medyadan gelen tekiler üzerine başkan, oğlunu o görevden almış! Ama önemli olan oğlunu görevden alması veya istifa etmesi değil bu ki... "Güvenebileceğim kimse yoktu" ifadesiyle savunma yapmasıydı!

Diyanet'in başındaki erkekleri, "Dar kıyafet giyinmeyin" diye uyarmış… Yahu arkadaş milletin alın terinin hakkıyla, yoksullukla, yolsuzlukla, hırsızlıkla, aç gezen çocukları doyurmakla, akılla ve bilimle ilgilenin beee... Yeter milletin orasını burasını gözetlediğiniz!

Geçen yıl paylaşmış, not düşmüşüz o günlere... Bir kez daha anımsatalım... "Yavşağa, yavşak diyeceksin, haine hain... Ve hatta Can Yücel diyesi, göte göt diyeceksin! Türkçe sözlükte bile böyle! Küfürbaz olan mı, küfre sokan mı günahkar?.."

Bir ara Çaykur'un başında bulunan genel müdür, kadınların şortla futbol oynamasına karşı kullandığı kaydedilen ifadelerle hedefe oturtulmuştu! Aslında hedef sadece o olmamalıydı… Bakın, Türkiye Kadınlar Hentbol Süper Ligindeki Rize temsilcisi, Süper Kupa sahibi ve Avrupa'daki yarı finalisti Ardeşen GSK, Federasyon katkı paylarını ödeyemediği için bu yıl Süper Ligde ve profesyonel hiçbir ligde oynayamayacak! Nasıl da yüzüstü bırakıldı memleketin kadınları? Bu utancı kim üstlenecek?

Ve bundan 100 sene önce... "Manda ve himaye kabul edilemez! Ve... "Vatan bir bütündür, parçalanamaz!.." Diyenlere, bugün iftira atıp laf sokmaya çalışan emperyalist uşağı yavşaklara buradan söylenecek söz yetmez! ‪Erzurum Kongresi'ni selamlıyor, katılanları rahmet ve minnetle anıyoruz!

Ve umudu parçalanmamış, yepyeni, her şeyin çok daha güzele yelken açacağı... Sağlıklı, mutlu, huzur ve bereketli bir hafta umuduyla...

Kamu yararlarınız bol olsun, kamusal alanlar türküyle dolsun!

Ömer ŞAN

gazeteci yazar ömer şan
Bu haber ile ilgili yorumunuz nedir?
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X