Gökhan Birben: Sanat Güzellik Alanıdır

Ermenistan’in başkenti Erivan’da 15 Kasım’da verdiği konser sarf ettiği sözler tartışılan Rizeli sanatçı Gökhan Birben, yazılı açıklama ile cevap verdi.

Son Dakika Rize

Ermenistan’in başkenti Erivan’da 15 Kasım’da verdiği konser sarf ettiği sözler tartışılan Rizeli sanatçı Gökhan Birben, yazılı açıklama ile cevap verdi.

Birben “İstediğim yerde konser veririm. Erivan’da konser vermiş olmam niye bu kadar dokunuyor?” dedi.

Aslen Rize Pazarlı olan sanatçı Gökhan Birben, konser vermek üzere Ermenistan’ın başkenti Erivan’a gitti. Burada sahne alan Birben, söylediği sözler gündeme oturdu.

Konser esnasında “Sizi yürekten seviyorum. Buraya ne zaman gelirsem geleyim asla paralı konser yapmayacağım” diyen Gökhan Birben, aynı dili konuşamamaktan duyduğunu üzüntüyü dile getirirken şarkılarının dilinin ortak olduğunu vurgulamıştı.

Pazar Haçapit Köyü’nde bütün nesnelerin, bitkilerin ve yer isimlerinin Ermenice olduğunu ifade eden Birben, “Mezarımın başında bana türkü okuyun, dua kesinlikle istemiyorum.” sözü çok tepki aldı.

Görüntülerin haber sitelerinde ve sosyal medyada yer almasının ardından basın açıklaması yapan Gökhan Birben, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Gökhan Birben’in açıklamaları…

SANAT ALANI GÜZELLİK ALANIDIR

Camiyi ziyaret eden bir Hıristiyan, ruha dokunan sözler ettiğinde cemaatle bir bağ kurmuş olur. Cem Evini ziyaret eden tanınmış Sünni kişi veya Çanakkale Şehitliğine gelip duygulu sözler söyleyen Anzak da aynı etkiyi uyandırır. Kurulan duygusallık, o an ve mekâna bağlıdır. Tıpkı benim Erivan konserimdeki atmosfer gibi.  

Erivan’da yapmış olduğum konser öncesinde, buradakine benzer ama ters yönde kısa bir gerginlik yaşamış ve sahneye çıktığımda önce buna değinmiştim.  Orada yaşanan şeyin ayrıntısına girmeyeceğim, buradakinin neredeyse birebir yansımasıdır. Hem orada varlar, hem burada varlar ve birbirlerine çok benziyorlar.  Yani dünyanın geldiği şu yirmi birinci yüzyılda, hayata sadece ırk ve soy gözlüğüyle bakanların anlamsız hezeyanları. Orada yaşanan şeye yönelik sahnede kurmuş olduğum bazı cümleler, belli ki bazı Hemsinli dost akraba ve köylülerimi üzmüş. Bunu,  gelen tepkilerden ve küfürlü sataşmalardan anlıyorum.

‘Üzüldüğü için’ bana tepki gösteren ve bunu adeta bir kampanyaya dönüştüren bazı isimlerin, Avrupa’da bir ülkeden vatandaşlık alabilmek uğruna geçmişte “Hemşinli Ermeni olmam nedeniyle Türkiye’de baskı altındayım” diyen kişiler olduğunu görüyorum ve ben de buna çok ‘üzülüyorum’…Ayıptır.

Sahnedeki kısa konuşmamda, ninemden duyduğum çok eski bir Hemşince duadan söz ettim… Evet arkadaşlar bu dualar şimdi yok ama eskiden vardı. Konser verdiğim salon, Hemşin’den giden ailelerin devamı olan insanlarla dolu idi. Onlar da Hemşinliydiler. Söylediğim türkülerin ruhunda ortak duygularımız var. Şu anda farklı diller konuşuyor olsak bile, 300 sene önce anlaştığımız ortak bir dil vardı elbette ki. Halk şarkıları anonimdir, yüz yıllar öncesinden bize seslenirler, bizi yüz yıllar önceki duygularda buluştururlar. Şu anda ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve bu bana yetiyor… Erivan’daki Hemşinliler de Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşıdırlar ve o da onlara yetiyor. Fakat hayata sadece ırk ve soy kapısından bakanlara hiçbir şey yetmiyor ne yazık ki.

Ben bir müzisyenim. Sahne atmosferinde, yüzlerce kez okuduğum bir şarkıyı bile unuttuğum anlar olmuştur. O an öyle bir andır, o sahne öyle bir sahnedir. Sanat alanı provokasyon üreten bir alan değil, duyguların zirveye taşındığı yerdir. Futbol maçlarında rakip ülke takımına ait ulusal marşı ıslıklayanların alanı sanat alanı değildir. Ben ne Amerika’da yaşıyorum ne uzayda. Köyümde yaşıyorum ve hiç kimse benim bu coğrafyaya olan sevdamı sınayamaz. İstersem Atina’da konser yaparım, istersem Şemdinli’de, istersem Çamlıhemşin’de yaparım. Erivan’da konser vermiş olmam niye bu kadar dokunuyor?

Şundan çok eminim: Türkiye hükümeti ve Ermenistan hükümeti arasında sıcak bir hava esmeye başlasa ve kapılar açılsa, herkes birbirine gülümsemeye başlasa, yeni durumdan ilk önce bana saldıran kişiler nemalanmaya çalışacaklardır. Sözlerimin bazı kimseler tarafından kullanılabileceğini düşünmeliydim, benim hatam budur. Mal bulmuş Mağribi gibi ortaya atlamak için fırsat kollayanların olabileceğini düşünmeliydim. Ben de buna üzülüyorum. Estirilen rüzgârın doğru mu yanlış mı olduğuna bakmadan hemen o rüzgâra kapılan ve hatta ellerini ovuşturan ‘tanıdıklara’ da üzülüyorum. Bu ülkeyi yöneten bir hükümet ve onun bağlı bulunduğu bir devlet olmasına rağmen, kendilerini “beka komiseri” gibi görenlere ise hiç üzülmüyorum, çünkü başka bir şey olacak malzemeden yoksunlar. Yazık.

Haber: Mustafa ÖZYANIK - www.sondakikarize.com