Altuğ Verdi'yi Şehit Eden Polis: FETÖ'cü Değilim

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi 11 Aralık 2018 tarihinde makamında şehit eden polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun yargılanmasına Rize Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Son Dakika Rize

Rize İl Emniyet Müdürlüğünde görevli trafik polisi İsmail Hakkı Sarıcaoğlu'nun İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'yi şehit ettiği, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile koruma polisi Yiğitcan Köksal'ı yaraladığı saldırı ile ilgili davanın 6. duruşması Rize Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Rize İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, Albay Hakan Dedebağı, Şehit Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin kardeşi Ertunç Verdi katıldı.

"Tasarlayarak kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme’ ve FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan tutuklu bulunan polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, duruşmaya bulunduğu Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtası ile katıldı.

Covid tedbirleri nedeniyle 4. ve 5. duruşması yapılamamıştı
Dördüncü ve beşinci duruşması Covid-19 tedbirleri kapmasında yapılamazken, bugün yapılan 6. duruşmaya sanık İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun Elazığ’dan önce tutulduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Okan Ünal adlı hükümlünün 6 sayfadan oluşan el yazısı ihbar mektubunun mahkemeye ulaşması üzerine Okan Ünal davaya SEGBİS sitemi ile tanık olarak katıldı.

Davada söz hakkı isteyen Tanık Okan Ünal “Sanık yan koğuşundaki Harun isimli kişi ile de benzer bir delikten konuşuyordu. Bahçeden konuşuyordu. Bu husus ona sorulursa her koğuşta zaten bu deliğin olduğu, özel olarak hazırlanmadığı anlaşılır. Ben sanığın kripto bir FETÖ terör örgütü üyesi olduğunu düşünüyorum. Sercan ile ilgili sanığın beyanları kısmen doğrudur. Sercan isimli kişi akıl hastasıdır. Bu sebeple gerek ona MİT’ten selam olduğuna dair şeyler söylediği gibi bana sen FETÖ’cü müsün? FETÖ’cü isen beni de ceza evinden çıkar gibi şeyler söylüyordu. Ayrıca ceza evi idaresi delikten haberleştiğimizi anladığı için deliği bir ara kapattı. Ancak sanık İsmail Hakkı daha sonra bu deliği kendisi açtı oradan bu şekilde sohbetlerimize devam ettik. Ben doğruları söylüyorum, sanık doğruları anlatmıyor” dedi.

"1 ay Fetullah Gülen yurdunda kaldım, örgüt ile başka hiçbir bağlantım olmadı"
Duruşmada söz verilen sanık İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, Kırıkkale Cezaevinde kalem pilin geçeceği kadar büyüklükte ve yaklaşık 20-25 cm kalınlığında duvarda kasıtlı olarak açılmış bir deliğin olduğunu belirterek, tanık Okan Ünal ile bu delikten konuştuğunu söyledi.

2001 yılında üniversitede 1 ay kadar Fetullah Gülen ile irtisaklı yurtta kaldığını dile getiren Sarıcaoğlu, “SEGBİS’te beyanda bulunan tanık Okan Ünal’ı ilk defa görüyorum. Ancak kendisini sesinden tanıdım. Kırıkkale Cezaevinde kalmakta olduğum koğuşun yan koğuşundaki kişidir. Esasen ben daha önce de 1 sene Sincan F Tipi Kapalı Cezaevinde kaldım ancak böyle bir delik görmedim. Sanıyorum kalem pilin geçeceği kadar büyüklükte ve yaklaşık 20-25 cm kalınlığında duvarda kasıtlı olarak açılmış bir delik benim koğuşum ile tanık Okan’ın koğuşu arasında vardı. Ben bu deliğin özel hazırlanmış bir delik olduğunu düşünüyorum. Bu delikten tanık ile gerçekten konuştuk. Ancak anlattıkları kısmen doğru olmakla birlikte, kısmen senaryo şeklindedir. Benim koğuş değiştirmem ve Kırıkkale cezaevinden nakledilmemden daha sonraki bir tarihte tanığın dilekçesi yazılıp gitmiştir. Bu tanıktan savcılığın ya da cezaevi idaresinin dilekçeden daha önce haberdar olması mümkün olmadığı halde bu işin bir organizasyon şeklinde yapıldığını düşünüyorum. Bence tanığı birileri kullanmış. Esasen ben dava dosyasıyla ilgili bir takım bilgileri tanık ile paylaşmıştım. Ardahan’dan dinlemiş olduğum radyodan, eğitim CD’lerinden, bunları internetten niçin indirdiğimden tanığa bahsetmiştim. Ancak tanığı bu doğru bilgilerle birlikte yanlış bir takım bilgiler aktardığını da söylemek istiyorum. Öncelikle ben yalnızca 2001 yılında üniversitede yalnızca 1 ay kadar Fetullah Gülen ile irtisaklı yurtta kaldım. Ancak bu yurtta kalışım dışında söz konusu örgüt ile başka hiçbir bağlantım olmadı. 2001 yılında sonra da hiçbir bağlantı kurmadım. Ben bu tanığın yine c2 koğuşunda Sercan isimli kişinin MİT’in sana selamı var diyerek MİT’ten selam aldığını işittim” ifadelerini kullandı.

"Sadece tayin meselesi yüzünden bu olay olmuştur"

“FETÖ ile herhangi bir bağlantım yoktur. Herhangi bir yerden talimat alarak bu işi yapmadım. Sadece tayin meselesi yüzünden bu olay olmuştur” diyen Sarıcaoğlu, “Ben esasen daha önceki savunmalarımda da belirttiğim üzere 2017 yılı Haziran ayında tayin talebinde bulunmuştum ancak ilk taleplerim reddedilmişti. Ben esasen doğrudan doğruya dava açacaktım ancak KTÜ’de Hukuk Fakültesinde akrabam olan Ercan tekrar müdürlerinle görüş, ondan sonar dava açarsın diyerek beni yönlendirdiği için ben yeniden görüşme talebinde bulundum. Yoksa zaten doğrudan doğruya dava açıp tayinimi yaptırmaya çalışacaktım. Eğer tayin talebim yerine getirilmiş olsaydı zaten bu olay gerçekleşmeyecekti. Zaten böyle bir görüşme de yapılmayacaktı. Benim kendi kendime mesajlar attığım hususunu duruşmada daha önce açıklamıştım. Esasen bunlar not alma şeklinde mesajlardır. Başkasının okuyacağını bilseydim bu mesajları daha düzgün bir şekilde gönderirdim. Yoksa kendimi akıl hastası gibi göstermeye çalışmak adına yapmış olduğum bir mizansen değildir. Yine ben tanık Okan’dan şizofren kitabı istemedim. Niğde’de, Ardahan’da ya da Rize’de benim herhangi bir şekilde örgütlü bir bağlantım olmadı. İstanbul’da bir bağlantım olmadı. Samsun’daki mahrem imamı evraklardan gördüğüm kadarıyla Kadir Doğan isimli kişiymiş. Hatta ona da benimle ilgili ısrarlı sorular sorduklarında avukatta rahatsız olmuş. Bu avukat da benim yengemin daha önce müdafiliğini yapmış olduğu için ben hususu da işittim. Kadir Doğan isimli bu mahrem imamı beni tanımaz, bende onu tanımam. Onunla herhangi bir bağlantım da olmamıştım. Ben Altuğ Verdi’nin gıyabında ‘namussuz, şerefsiz’ gibi bir laf etmedim. Onun 15 Temmuz’da ne yaptığına ilişkin herhangi bir bilgim de yoktur. Daha doğrusu olay tarihinde bilgim yoktu. Daha sonradan sorgulama esnasında işittim. Ben daha önce de söylediğim gibi makam odasına girdiğimde ne yaptığımı hatırlamıyorum. Gerek Ercan müdürü, gerekse Altuğ müdürü vurduğumu hatırlamıyorum. Yalnızca dışarı çıktığımda bir çatışma ortamı olduğu için ateş ettiğimi hatırlıyorum. Benim hakkında esasen ilk soruşturmalarda ve devamında düzenlenen müfettiş raporlarında SD karttan ele geçen herhangi bir fişleme belgesi olmadığı da açıktır. Söylediğim gibi benim FETÖ ile herhangi bir bağlantım yoktur. Herhangi bir yerden talimat alarak bu işi yapmadım. Sadece tayin meselesi yüzünden bu olay olmuştur. Ben tanığın da birileri tarafından üretildiğini, kendisinin de bir takım menfaatler karşısında bu beyanlarda bulunduğunu düşünüyorum. Zaten kendisi daha önce de kullanılmış. Ben rüyamda Fetullah Gülen’i görmedim. Almanya’ya bir takım belgeler göndermeye çalışmadım. Almanya’da bir tanıdığım bile yoktur” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederken, duruşma 8 Ekim’e ertelendi.

14 şüpheli tutuklanmıştı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca, Rize eski Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin şehit edilmesine ilişkin yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında 13 Şubat 2020 tarihinde operasyon düzenlenmişti. Operasyonda gözaltına alınan 26 şüpheliden 6’sı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak serbest bırakılmış, 4’ü haklarında yürütülen başka bir soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak serbest bırakılmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 13 şüpheli tutuklanmış, 3’ü ise adli kontrol hükümleriyle serbest bırakılmıştı. Emniyet Müdürü Verdi’yi şehit etmekten tutuklu bulunan ve ‘FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan da tutuklanan İsmail Hakkı Sarıcaoğlu ile birlikte soruşturma kapsamında 14 şüpheli tutuklanmıştı.